7 Ekim 2013 Pazartesi

AYRILIK YA DA KAYIP SONRASI KANSERiN AKTiVATÖRÜ; STRESiN BiLiMi

Kortizol, ya da hidrokortizon, adrenal korteks tarafından üretilen, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili bir steroid hormondur. Strese bir cevap olarak ya da düşük kan şekerini yükseltmek amacı ile salgılanan kortizolün ana görevleri arasında bağışıklık sitemini bastırma özelliğide bulunmaktadır.

Aşırı stres içeren bir hayat tecrübesinin -boşanma, ayrılık ve/veya büyük üzüntünün- hemen sonrasında kanser ile tanışmanın veya ileri meme kanseri hastası iken günlük kortizol seviyelerindeki anormalliğe bağlı olarak yaşam beklentisinin azalmasının bilimi aslında çok basittir; kortizol seviyelerindeki oynamalar insülin seviyesini etkileyerek inflamasyonu tetikler. Ayrıca kortizol nedeni ile NKC adındaki doğal öldürücü hücre sayısını kaybeden bağışıklık sisteminin ölümcül sonuçlara karşı durma gücü de azalır.

Araştırmalar bu sonuçlara gün boyu değişik aktiviteler süresince hanımlardan düzenli aralıklarla aldıkları salya örneklerindeki kortizol seviyelerini inceleyerek ulaşmışlardır. Sabah vakitlerindeki en yüksek seviyesinden düzenli olarak azalımla akşam saatlerindeki en düşük seviyesine inen kortizolün kontrol altında tutulan ileri meme kanseri hanımlar arasında rastlanan düz bir seviyede seyretmek ve/veya düzensiz ani tepe noktalarına sahip olmak gibi farklılıklarının daha kısa bir yaşam beklentisi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kortizol, tümör hücrelerinin algılamadığı fakat sağlıklı hücrelerin sinyallenerek kana glikoz salgıladığı bir sisteme kontrol eder. Strese veya hissedilen bir tehlikeye karşı savunma enerjisi olarak kullanılması hedeflenen glikoz böylelikle istemeden tümör hücrelerinin beslenmesine katkıda bulunmuş olur. Enerjinin stres/tehlike beklentisi savunmasına yöneltilmesinin bir başka yan etkisi de vücudun esansiyel metabolik hareket olarak görülmeyen bağışıklık sitemi aktivitelerininde de bir kısıtlamaya gitmesi, yani ilk ya da ikincil kanser ile savaşmakta güç kaybıdır. Anormal kortizol seviyelerine bağlı olarak görülebilen uyku düzeni bozukluğu ise iyi bir uykunun yakalanamadığı gecenin ertesinde bir başka stres kaynağı olarak döngüyü desteklemektedir.

Stresten uzak bir hayatı yaşamanın zorlukları göz önüne alındığında stres yönetimini destekleyen alışkanlıklar edinmenin ve günde 15 dakika bile olsa bu planlamanın yapılması gerekliliğinin önemi ortaya çıkmaktadır. Stres hormonlarını dengede tutmak için yapılabilecek en güzel aktviteler egzersiz, meditasyon, yoga, masaj, tai-chi veya haftalık terapi grupları olarak gösterilmektedir. İçerisinde bulunduğumuz farkındalık ayında tedavi sonrasının hangi sürecinde olursanız olun kendi korunma bilgilerinizin arasına kronik ya da ekstrem stresden uzak kalmanız gerektiğini de yerleştirmeniz ikincil kanser riskinizi azaltacak ve/veya yaşam beklentinizi arttıracaktır.

Zindelikler Dileriz…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.