2 Eylül 2013 Pazartesi

MiNERALLERiN ALKALi / ASiDiK DENGEYE ETKiLERi ve DENGELi BESLENME - BÖLÜM 1 -

Vücut aktivitelerimizin % 95 kadarı vitaminler ile değil mineraller ile beslenir, yani biyokimyamız mineral bağımlıdır.

Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi vücudumuzun her hücresi 4,000’ in üzerinde enzim içerir ve bu enzimler sadece beslenme stilimiz yeterli miktarda ana ve iz mineraller içeriyor ise tam anlamııyla aktive olur.

Hangi besinlerin alkali etkiye, hangilerinin asidik etkiye sahip olduğunun ana belirleyicisi de yine besinlerin mineral içeriğidir. İçerisinde kalsiyum, magnezyum, silisyum, demir, sodyum ve mangan içeren besinler vücudumuzu alkalize ederken , fosfor, klor, iyot, nitrojen ve bir dereceye kadar sülfür içerenler ise asidik bir ortam oluşturur.

Bizler dengeli bir sağlıklı bir yaşam tarzı için hem alkali hem de asidik etkiye sahip olan besinlere ihtiyaç duyarız. Asidik bir ortam oluşturan besinler tek başlarına kötü olarak kabul edilemezler fakat asit fazlasının kısa ve uzun zamanlı etkileri kesinlikle kendisini hastalık, doku dejenerasyon, enflamasyon gibi şekillerde kendisini gösterir.

İdeal kan pH dengemiz 7.35 ile 7.40 arasında değişir. Vücudumuzda bulunan diğer dokular ise daha asidiktir; örneğin kas ve cilt dokularımızın ortalama pH seviyesi 6.8 dir. Birçok beslenme uzmanının görüşü vücudun ortalama pH dengesininin 7.0 dengesinde bulunması üzerinedir fakat hayatı boyunca asidik özellikleri fazla olan yiyeceklere yönelmiş olan kişilerde bu dengenin 6.2 ye kadar düştüğü belirlenmiştir.

Vücudumuz stoklarının yetebildiği belirli bir seviyeye kadar pH seviyesini kontrol etmek için elektrolit minerallerini kullanır. Elektrolit mineraller, bir solüsyon içerisinde elektrik iletebilen mineraller olan sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, lityum ve fosfordur. Stoklar bittiğinde ise kaçınılmaz asidik ortama doğru adım adım yönelme başlamış olur. Peki hayvansal ve bitkisel besinler mineral duumunu nasıl etkileyebilir?

Mineraller hayvansal ve bitkisel besinlerin farklı bölgelerinde üretilirler. Besin kaynaklarının bazı bölgeleri asit-üretici olabilirken bazı bölgeleri alkali-üretici formda olabilirler. Örneğin; olgun bir buğday bitkisi % 67 düzeyinde alkali-üretici bir mineral olan silis içerir fakat tanelerinde hiç silis olmadığı gibi yerine asit-üretici fosfor bulunmaktadır. Bir başka örnek ise lahanalardır. Bir lahananın erişkin dış yaprakları iç bölümlerde kalanlardan 4 kat daha fazla demir içermektedir.

Asit/Alkali tabloları yukarıda saydığımız ndenlerden dolayı mineral içeriklerine bağımlı yapılmaktadırlar. Alkalize etkiye sahip mineraller bitkilerin sap ve yapraklarında bulunurken, asidik mineraller tohum, tane ve köklerinde bulunmaktadırlar. Hayvansal besinlerde ise alkalize ediciler sadece kemiklerde bulunurken, et, organ ile kaslar tamamen asidize edici veya nötr değerdedir.

Devam edecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.